Pages

Ads 468x60px

22 Mayıs 2013 Çarşamba

Çocuklarda İştahsızlık

Çocuklarda İştahsızlık
cocuklarda istahsizlik
Yemeği reddetme ya da seçici davranma özellikle 2 yaş civarında sık rastlanan olumsuz bir yeme davranışıdır.
Çoğu durumda çocuk iyi besleniyordur. Ancak ailenin beklentisi doğrultusunda yemiyordur. İştahsızlık, çocuğun besini almak istememesi ile ortaya çıkan bir durumdur. Anemi, bağırsak parazitleri, hastalıklar çocukta iştah kaybına neden olabilir.
Okul öncesi çocuklarda yeme sorunları büyük ölçüde psikolojik nedenlerle ortaya çıkar. Çünkü beslenme bu dönemde, çocuk ve ailesi arasındaki duygu alışverişini belirtmenin en iyi yoludur. Bazı çocuklar dikkat çekmek için beslenmeyi reddedebilirler. Bu durumda yemekten önce çocuğun hoşlanacağı bir şeyler yapmak, örneğin oyun oynamak yararlı olabilir. Çocuk tarafından yiyeceğin reddedilmesi, anne – babaya karşı kullanılan güçlü bir silahtır. Aile ve çocuk arasında yaşanan olumsuz yeme davranışının devam etmesi, bazen anksiyeteye kadar varan sorunlara neden olur.
Öncelikle çocuğun beslenme durumu değerlendirilmelidir. Bunun için besin tüketimi için aileden 3 günlük ayrıntılı beslenme anemnezi alınır ve günlük tüketilen enerji, protein ve diğer besin öğeleri miktarları hesaplanır.
Çocuklar genellikle içmeyi, yemeğe tercih ederler ve böylece kolayca doygunluk hissi duyarlar. Bu çocukların ailelerine, yemekten 1 saat önce ve yemek sırasında çocukların sıvı alımını kısıtlamaları önerilir.
Çocuk biberon kullanıyorsa, biberon bardakta değiştirilmeye çalışılır. Böylece çocuğun sıvı alımı kendiliğinden azalır. Günlük süt miktarı 2 su bardağı ile sınırlıdır.
Çocuğun besin seçimindeki öncelikleri dikkate alınarak farklı tat, kıvam, renk ve çeşitlilikte besinler sunulur.
Yemek porsiyonları annenin kendi ölçüsüne göre değil, çocuğun gereksinimine göre ayarlanır.
Yemek için yeterli zaman verilir. Ancak yarım saatten fazla uzamasına da izin verilmez.
Bir öğünde verilen besin reddedildiyse, tamamen farklı bir besin denenir. Onun da reddedilmesi halinde, bir sonraki öğüne kadar herhangi bir besin verilmeden beklenir.
Ara öğünlerin, küçük porsiyonlar şeklinde olmasına dikkat edilir. Aksi halde bir sonraki ana öğünün yenmesi engellenir.
Herhangi bir nedenle ( özel durumlar dışında) ödül olarak şeker ve tatlı türünden besinlerin verilmemesine özen gösterilir.
Yiyecekler çocukların kolay yiyebileceği türden hazırlanır. Örneğin, küçük dilimlenmiş havuç, salatalık, küçük şekillenmiş köfte, sigara böreği, karikatürize edilmiş kurabiye, kek vb. besinler çocuklar tarafından kolay tüketilir.
Çocuklar anlatılanı değil, gördüklerini taklit ederek öğrenirler. Bu nedenle anne – baba ve çocuğun bakımından sorumlu diğer kişilerin olumlu yeme davranışı içinde olmaları gerekir.
Grup halinde, yaşıtlarıyla yemek yemek yada arkadaşlarının evinde, restoranda, piknikte yemek, çocuklarda, özellikle seçici çocuklarda olumlu yeme davranışının gelişmesine yardımcı olur.
Geçici olarak bir yiyeceğe düşkünlük veya reddetme okul öncesi dönemde görülen yaygın bir sorundur. Normal gelişimin bir parçası olarak kabul edilen bu durum, çocuğun bağımsızlığının bir ifadesidir. Bu nedenle ailelere, çocuğu yemek konusunda zorlamanın doğru olmadığı, bunun sorunu kötüleştireceği, ancak reddedilen besinin bir süre sonra tekrar denenmesi gerektiği belirtilir.
Yemek saatlerinin, çocuğun gününün hoş bir bölümü olmasına özen gösterir.
Öğünlerin düzenli olarak, günün belirli saatlerinde yapılmasına dikkat edilir.





Dyt. Özlem Sert Aydın
http://www.ozlemsert.com

28 Nisan 2013 Pazar

Bebeklerin İlk Altı Ay Beslenmesi

Bebeklerin İlk Altı Ay Beslenmesi
bebeklerde alti ay.5 yaş altındaki çocukların yüzde 25’inde beslenme eksikliği ve yüzde 15’inde de bebek ölümleri görülmektedir. İlk 6 ayda yapılan anne sütü ile beslenme bu ölümleri önemli bir oranda engellemektedir.
Hastalıkları önlemesi, maliyetinin düşük olması ve atık bırakmaması nedeni ile anne sütü bebekler için en yararlı, ekonomik bir beslenme yöntemidir. Her zaman, temiz ve mikropsuzdur, kolaylıkla sindirilir, ishal, karın ağrısı, kabızlık daha az görülür, bağışıklık sistemini güçlendirir, kas ve kemik gelişimini artırır, bebeğin su ihtiyacını tam olarak karşılar, ayrıca su verilmesine gerek yoktur, anne sağlığını korur, meme ve rahim kanseri olma riskini azaltır ve en önemlisi bebekle anne arasında özel sevgi bağı kurulmasını sağlar.
Anne sütü zamanında doğan her bebeğin normal gelişmesini sağlayan ilk 6 ay tek başına yeterli olan mucizevi bir besindir.Doğumdan hemen sonra ilk beş günde salgılanan koyu sarı renkteki süte kolostrum adı verilir.Kolostrumda bulunan enfeksiyon önleyici etmenler bebekleri enfeksiyondan ve alerjiden korumaktadır, olgun sütten daha fazla protein , barsağın olgunlaşmasını sağlayan büyüme faktörleri içerir, A,D,K,B12 vitaminlerinden ve Sodyum ve Çinko dan zengindir.Doğar doğmaz anne sütü alan bebeklerin gastrointestinal sistemleri hastalık yapan mikroorganizmalara karşı korunmuş duruma gelir. Bebeği dehidratasyona ve hipoglisemiye karşı korur. Kolostrum 5. günden sonra geçiş sütü halini alır ve 3. haftadan itibaren olgun süt özelliğini taşır. Olgun sütteki protein oranı bileşim açısından bebek için en ideal yapıya sahiptir.İnek sütünde eksik olan çoğu protein anne sütünde mevcut ve sindirimi kolay olan proteinlerdir ve büyümeyi düzenleyici etmenleri inek sütünden 30-40 kat daha zengindir. Yağ bileşimi de sindirimi kolay olan doymamış yağ asitlerinden oluşmaktadır. Beyin ve sinir dokusunun gelişimi için esansiyel yağ asitleri içerir ve inek sütünden 8 kat daha fazladır.
 Anne sütünün üretiminin başlaması gebelik sırasında gerçekleşir ve doğum ile artar. Süt yapımı bebeğin doğru teknik ve sık aralıklarla emzirilmesi ile artar. Kadınların %99’u iki bebeği emzirebilecek kapasitede süt salgılar, doğumdan hemen sonra emzirilmeye başlanması devamı için önemlidir. Süt göğüslerde alveol adındaki süt bezlerinde yapılır ve kanallar yolu ile süt havuzlarında birikir. Bebek emdikte boşalma refleksi ile meme ucuna erişir.
Genel olarak anne sütü ilk 6 ay için ideal bir besin kaynağıdır ve bu süre içerisinde su dahil hiçbir ek besin verilmemelidir. Fakat 6 aydan sonraki bebekler yalnızca anne sütüyle büyümelerini sürdüremezler ek gıdalara başlanması gerekir.
Eğer bebek anne sütü almıyorsa 4. ayda yumurta sarısı başlanır. Katı pişirilmiş yumurtanın sarısının önce 1/8'i sütle ezilerek verilir. Miktar yavaş yavaş artırılır.
5. ayda, 4. ayda verilen ek besinlere ilave sebze çorbasına başlanır. Mevsimine göre, patates, havuç, kabak veya ıspanak bebeğe verilebilir. Bir süre sonra bu çorbaya bir tatlı kaşığı bulgur veya pirinç eklenerek pişirilebilir.
Ayrıca 5. ayda ; acısız tarhana çorbası, pirinçli ve yoğurtlu çorbalar bebeğe verilebilir. Bir çorba kaşığı ile başlanıp yavaş yavaş miktarı artırılır. 5. ayda , meyve suyu yerine meyve püresi de tercih edilebilir.
6.ayda, 4 ve 5. aylarda verilen besinlerin yanı sıra tüm aile için acısız pişirilen mercimek çorbası bebeğe verilebilir veya bir çorba kaşığı mercimek sebze çorbasına katılarak pişirilebilir. Küçük bir miktar kıyma, çorbalara eklenir.
Bebekler 6 aylık iken ağızları yarı katı gıdaları kabul etmeye uygun hale gelir. Dişler belirginleşir ve dil artık katı gıdaları dışarı atma refleksini kaybeder. Mide ve barsak sistemleri nişastayı daha iyi hazmetmeye başlar.
Dyt.Özlem Sert Aydın

http://www.ozlemsert.com

12 Aralık 2012 Çarşamba

Çocuklarda D Vitamini Eksikliği - Raşitizm

Çocuklarda D Vitamini Eksikliği - Raşitizm
rasitizm d vitamini eksikligiRaşitizm, D vitamini yetersizliğine bağlı olarak kemiklerde kalsiyum ve fosfor depolanmasındaki problemle açığa çıkan şekil bozukluğudur. Genellikle yenidoğan ve 2 yaş arası çocuklarda görülür.D vitamini bazı besinlerle birlikte ve güneş ışığı sayesinde alınır ve temelde kemik dokusunun gelişimini, kalsiyum emilimini sağlar. Çocuğun yeteri kadar D vitamini alamaması, D vitamininin vücut tarafından depo edilememesi, vücudun yeteri kadar güneş ışığı alamaması, annenin gebelik döneminde yetersiz beslenmesi ve güneşe çıkmaması, barsaklardan emilim bozukluğu, böbrek yetersizliği, bazı ilaçların kullanımı hastalığa neden olabilir.
Bebekte huzursuzluk, kafa kemiğinde yumuşama, alında çıkıntı oluşumu, baş terlemesi, kaburgada yuvarlak çıkıntılar, göğüste deformasyon, el ve ayak bileğinde genişlik, geç oturma, geç yürüme, bacaklarda eğrilik, diş çıkarmada gecikme.. raşitizmin belirtilerindendir. Teşhis için kemik ölçümü ve kan tahlili yapılması gereklidir.
 
Yağlı balıklar, peynir, tereyağı, süt ve yumurtada D vitamini bulunmaktadır. Anne sütündeki D vitamini ise çok düşük seviyededir, bu nedenle doğumdan sonraki ilk haftalarda bebeğe D vitamini takviyesi yapılmalıdır. Annenin de hamilelik süresince güneşe çıkması fetüs için yararlı olacaktır çünki bebeğin D vitamini gereksinimi annenin D vitamini durumuna bağlıdır yani daha anne karnında iken bebekte vitamin yetersizliği başlayabilir.
 
Hastalığın önlenmesi için, hamilelik ve emziklilik döneminde annenin günde 10-30 dakika direkt güneş ışığı alması gerekir. çocuk hergün güneşe çıkarılmalıdır, sonbahar ve kış aylarında ek preparat ve hergün kalsiyumdan zengin besinler verilmelidir. Anne sütü ile beslenen bebekler doğumdan itibaren 1 yaş sonuna kadar ek 400 IU D vitamini almalıdır, formula mama ile beslenen bebeklerin supleman almasına gerek yoktur zaten mama içerisinde bebeğin ihtiyacı olan D vitamini yeteri kadar bulunmaktadır.
 
D vitamini yağda eriyen bir vitamin olduğundan vücut fazlasını depo etmektedir bu nedenle gereğinden fazla D vitamini verilmesi durumunda zehirlenme görülebilir. Raşitizm tedavisi dışında bebeklerde diş çıkarma hatta iştah açma amaçlı da D vitamini kullanılmaktadır, sonucu tehlikeli olabilir. Tedavi doktor kontrolünde uygulanmalıdır.
Büyüme ve gelişmeyi hatta çocuğun ileriki yaşamını etkileyebilen Raşitizmin tedavisinden çok oluşumunu önlemek gerekir. Annenin hamilelik süresinde sağlıklı beslenmesi ve D vitaminini yeterli alması hastalıktan korunmada en etkin yoldur.


Dyt. Özlem Sert Aydın
http://www.ozlemsert.com
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız